Rabbime emanet : Herhangi bir şeyin, kimsenin korumasını Allah'a bırakılması.
Rafa kaldırmak (koymak): Bir iş üzerinde artık durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.
Rafta kurabiye var ama size göre değil : İşinize yaramaz anlamında.
Rahat durmamak: Yaramazlık etmek, kımıldayıp durmak.
Rahat yüzü görmemek: Huzur, bolluk, hiç rahatlık görmemek; sürekli sıkıntı, darlık içinde bulunmak.
Rahat yüzüne hasret kaldı : Huzursuz olmak, rahat edememek.
Rahatına bakmak: Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak.
Rahatlık (rahat) batmak: Rahat, iyi bir yerdeyken o yeri olmayacak nedenlerden ötürü terk eden insanlar için sitem biçiminde söylenir.
Rahmetli olmak: Vefat etmek, ölmek.
Ramak kalmak: "Bir şeyin olmasına çok az kalmak" anlamında kullanılır.
Ramazan keyfi : Oruç tutanlardaki sinirlilik hali.
Rast gelmek: 1. Düşünmediği, beklemediği bir anda biriyle karşılaşmak. 2. Düşünmediği veya düşünülmediği hâlde payına düşmek.
Rast gitmek: Bir iş istenilen biçimde gelişmek.
Rayına oturmak: Bozulmuş, düzensiz hâle gelmiş bir işi yoluna koymak, iyi duruma getirmek.
Rekor kırmak: Eski rekoru aşıp yeni, üstün bir sonuç elde etmek.
Rengi atmak : Çok heyecanlanıp solmak,sararmak.
Rengi atmak: 1. Solmak. 2. Korku, heyecan sebebiyle benzi sararmak.
Rengi olmamak : Silik olmak.
Renk senfonisi : Birbiriyle uyuşan renkler bütünü.
Renk vermemek: Bir konu ile ilgili duygularını, düşüncelerini belli etmemek; bildiği halde bilmez gibi görünmek.
Renkten renge girmek: Heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.
Resmiyete dökmek: Bir iş veya duruma resmiyet kazandırmak, onu resmi kanallardan halletme yolunu seçmek.
Rest çekmek : Kesinlikle kabul etmemek.
Rest çekmek: 1. Kesin tavır almak, herhangi bir konuda son sözü söylemek. 2. Bir oyunda önündeki paranın tümünü ortaya koymak.
Rızkını taştan çıkarmak : En zor şartlarda bile geçimini sağlamak.
Rol oynamak: 1. Bir oyunda rol almak. 2. Bir işte önemli katkısı olmak, etkisi bulunmak.
Rota değiştirmek: 1. Takip edilen yoldan ayrılmak. 2. Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.
Rufailer karışır : İşin karmakarışıklığı anlatılır.
Ruhu bile duymamak: Anlamamak; hiçbir bilgisi, haberi bulunmamak; olan biteni sezememek.
Ruhu bile duymaz : Yapılan bir işten hiç haberi olmaz anlamında
Ruhuna hitap etmek : Herhangi bir şeyden çok etkilenmek.
Ruhunu teslim etmek: Ölmek.
Rüya gibi : Gelip geçici şeyleri anlatmak için kullanılır.
Rüyasında bile görememek: Olacağını hiç aklına getirmemek, ihtimal vermemek.
Rüyasında görse hayra yormaz : Olacağına ihtimal vermemek.
Rüzgar ekip fırtına biçmek : Yapılan kötülüğe karşı daha büyük kötülüğe uğramak.
Rüzgar gelecek delikleri tıkamak : Her türlü tedbiri almak.
Rüzgar gelecek delikleri tıkamak: İstenmeyen bir duruma veya zarar gelebilecek bir gelişmeye karşı her türlü önlemi almak.