Türkçe Ailesi

  1. Anasayfa
  2. Alfabetik Deyimler Sözlüğü

Alfabetik Deyimler Sözlüğü

Ahmet Fatih ERDEM Ahmet Fatih ERDEM -
39352 0

Kenara Çek Deyimler Burada Sözlüğü

Büyük Türkçe Ailesi Deyim Çalışmaları



Deyimler Sözlüğü

Tümü | En yeniler | # A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z
Kategori içerisinde 44 kelime var.
L
Laçka olmak :
Eskimek,işe yaramaz halde olmak .
Laf (söz) altında kalmamak:
Bir münakaşa sırasında söylenen her dokunaklı söze karşılık vermek, söz altında ezilmemek.
Laf (söz) aramızda:
"Söyleyeceğim sözleri başka biri duymasın, bilmesin, konuştuklarımız aramızda kalsın" anlamında kullanılır.
Laf (söz) taşımak:
Aralarını açmak maksadıyla birinin bir kimse hakkında söylediği hoş olmayan sözlerini o kimseye ulaştırmak, söz getirip götürmek.
Laf (söz) yetiştirmek:
Bir söze karşılık vermekte gecikmemek, durmadan konuşmak.
Laf (söz) yok:
"Kusursuz, eksiksiz, eleştirilecek bir yanı dahi yok" anlamında kullanılır.
Laf altında kalmamak :
Karşısındakinin sözünün altında kalmamak .
Laf atmak:
1. Dokunaklı sözlerle sataşmak, uzaktan işittirmek. 2. Karşılıklı söyleşmek, konuşmak. 3. Sözle sarkıntılık etmek.
Laf ebesi :
Çok konuşan kimseler için kullanılır.
Laf ebesi:
Söyleyecek sözü bol olan, her söze karışan, herkese söz yetiştiren, çok konuşan.
Laf etmek:
1. Konuşmak. 2. Bir şeyi dedikodu konusu yapmak.
Laf işitmek:
Birisi tarafından paylanmak, azarlanmak.
Laf olsun diye:
Rastgele, belli bir amaç gütmeden.
Lafa boğmak:
Birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerle anlaşılmaz kılmak, gürültüye getirip uzatmak.
Lafa tutmak:
Birini konuşarak, gereksiz meseleler anlatarak işinden alıkoymak.
Lafı (sözü) ağzına tıkamak:
Birinin sözünü bitirmesine fırsat vermemek, onu susmak zorunda bırakmak, konuşmasını önlemek.
Lafı (sözü) ağzında gevelemek:
Söylemek istediğini açık olarak bir türlü söyleyememek, şundan bundan bahsetmek.
Lafı (sözü) çevirmek:
Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek, başka konuya geçmek.
Lafı ağzında kalmak:
Söyleyeceğini söylemeye zaman bulamamak, konuşmasını bitirememek.
Lafını (sözünü) bilmek:
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
Lafını (sözünü) etmek:
Bir şey üzerinde konuşmak.
Lahavle çekmek:
Sıkıntıyı, öfkeyi gidermek, sabır telkin etmek için "Lahavle" ile başlayan duayı okumak.
Lakke yapmak :
Başkasının hakkını çalmak .
Lala paşa eğlendirmek :
Nazik kişileri eğlendirmeye çalışmak .
Lamı cimi yok:
"Hiçbir bahane, itiraz, mazeret, duraksama, karşı gelme yok" anlamında kullanılır.
Leb demeden leblebiyi anlamak:
Daha sözün başında ne demek istediğini anlamak, anlayışlı ve kavrayışlı olmak.
Leke sıçratmak :
Bulandırmak.
Leke sürmek:
Suç yüklemek, birinin onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak.
Leşini çıkarmak :
Kıyasıya dövmek .
Leşini çıkarmak:
Çok feci dövmek.
Leşini sermek:
Öldürmek.
Leyleği havada görmek :
Çok dolaşanlara söylenen söz.
Leyleğin yuvadan attığı yavru:
Yakınlarından ilgi görmeyen, çevresinin uzaklaştırdığı kimse.
Limoni tabiatlı :
Mızmız olan kişiler için söylenen söz.
Lodosa tutulmuş gibi bocalamak :
Ne yapacağını kestirememek .
Lök gibi oturmak:
Bir yere bütün ağırlığıyla çökmek, oturup kalmak.
Lokma ağzında büyümek:
Herhangi bir sebepten, acı ya da üzüntüden dolayı lokmasını yutamamak, yiyememek.
Lokman hekimin ye dediği :
Güzel ve tatlı yiyecek.
Lokmasını saymak:
Birinin ne kadar yediğine bakmak, çok yiyeceğinden korkmak.
Lügat paralamak :
Anlamını bilmediği halde,bilgiç konuşmak .
Lügat paralamak:
Anlaşılmaz, süslü, parlak, ağdalı, konuşma dilinde geçmeyen kelimelerle konuşmak.
Lülüye gelmek :
Aldanmak.
Lüpe konmak :
Değerli bir şeyi emek harcamadan ele geçirmek.
Lüpe konmak:
Değerli bir şeyi bedavadan, emek sarf etmeden ele geçirmek.