Türkçe Ailesi

  1. Anasayfa
  2. Alfabetik Deyimler Sözlüğü

Alfabetik Deyimler Sözlüğü

Ahmet Fatih ERDEM Ahmet Fatih ERDEM -
39334 0

Kenara Çek Deyimler Burada Sözlüğü

Büyük Türkçe Ailesi Deyim Çalışmaları



Deyimler Sözlüğü

Tümü | En yeniler | # A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z
Kategori içerisinde 65 kelime var.
N
Nabza göre şerbet vermek:
Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak.
Nabzını yoklamak:
Eğilimini, niyetini, düşüncelerini, arzularını anlamaya çalışmak.
Nalıncı keseri gibi kendine yontmak:
Hemen her işte kendi çıkarını düşünerek hareket etmek.
Nam almak:
Tanınmak, ünü her yerde duyulmak.
Namı nişanı kalmamak :
Yok olmak,unutulmak .
Namus belası:
Namusunu, şerefini, itibarını korumak için katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan.
Nane molla:
1. Dirençsiz, güçsüz kimse. 2. Çok sık hastalanan, sağlıksız kimse. 3. Üşengeç, bir iş yapmaktan kaçınan.
Nara atmak:
Yüksek bir sesle haykırmak, kabadayıca bağırmak.
Nargile suyu :
Tatsız içeçek.
Nato kafa nato mermer:
"Söz anlamaz, söz dinlemez taş gibi kafa" anlamında kullanılır.
Naza çekmek:
Kendini ağır satmak, bir isteği yerine getirmekte yapmacıklı davranışlarla isteksiz gibi davranmak.
Nazı geçmek :
İsteği geri çevrilmeyen kimse.
Nazı geçmek:
İstediklerini yaptıracak kadar hatırı sayılır olmak.
Ne akar ne kokar:
Kimseye ne faydası ne de zararı dokunan pısırık, çekingen kimseler için kullanılır.
Ne ala memleket :
Uygunsuz yapılan işleri kınamak için söylenir.
Ne çare:
Çaresi yok, elden bir şey gelmez.
Ne çıkar:
1. Ne zararı var? 2. Bir sonuç vermez. 3. Ne fayda, ne zarar umulur.
Ne dese beğenirsin?:
"Nasıl, beklenmeyen bir söz söyledi biliyor musun?" anlamında kullanılır.
Ne fayda:
Artık neye yarar.
Ne güne duruyor?:
"Şimdi yapmazsa, ne zaman yapacak" anlamında kullanılır.
Ne günlere kaldık!:
"Eskiden daha iyiydi, zaman değişti, düzen ve usuller başkalaştı, çok kötü günler geçiriyoruz" anlamında kullanılır.
Ne hâli varsa görsün!:
Uyarılara, öğütlere kulak asmayan insanlar için "ne yaparsa yapsın, beni ilgilendirmiyor" anlamında kullanılır.
Ne idiği belirsiz:
Ne olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu bilinmeyen.
Ne mal olduğunu anlamak:
Asıl niteliğini, işe yaramaz oluşunu, kötü niyet beslediğini anlamak.
Ne mene:
Ne türlü, nasıl, ne çeşit?
Ne od var ne ocak:
Aşırı yoksulluğu, geçim darlığını anlatmak için kullanılır.
Ne oldum delisi olmak:
Beklemediği bir duruma yükselip şımarmak, ölçüsüz hareketler yapmak.
Ne olur ne olmaz:
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
Ne pahasına olursa olsun:
Her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak, ne kadar büyük fedakârlık isterse istesin.
Ne şiş yansın ne kebap:
"İki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun" anlamında kullanılır.
Ne tadı var ne tuzu:
Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir şey değil.
Ne yardan geçer ne serden:
İstediği şey fedakârlığı gerektirdiği hâlde, fedakârlığa yanaşmayan ama istediğinden de vazgeçmeyen kimseler için kullanılır.
Ne yer ne yedirir:
Kimsenin yararlanmasını istemez, kendi de yararlanmaz.
Ne yüzle :
Ne cesaretle anlamında.
Neci oluyor :
Ne karışıyorsun anlamında.
Neden sonra:
Bir süre geçince, her şey olup bittikten sonra, çok zaman sonra.
Nefes aldırmamak:
Dinlenmesine fırsat vermemek, sıkıştırmak, rahat bırakmamak.
Nefes nefese gelmek:
Koşarak, sık sık soluyarak, heyecanlı ve yorulmuş bir şekilde (gelmek).
Nefes tüketmek:
Bir şeyi anlatmaktan çok yorulmak.
Nefesi kesilmek (tıkanmak):
Güç soluk alacak duruma gelmek veya soluğu büsbütün durmak.
Nefsine yedirememek :
Bir şeyi hazmedememek, kabul etmemek .
Nefsine yedirememek:
Kendine yakıştıramamak, o şeyi yapmayı kendisi için onur kırıcı, ağır bulmak.
Nefsini körletmek:
Birtakım yollarla iştah duygusunu dindirmek.
Nefsini yenmek:
Arzularının, ihtiraslarının önüne geçebilmek.
Nerede akşam orada sabah:
"Gece kalacağı bir yeri yok, neresi rast gelirse orada kalıp yatar" anlamında kullanılır.
Nereden nereye:
1. Uzak, dolaylı bir ilişki ile. 2. Şaşılacak şey, olacak gibi değil!
Nevri dönmek :
Çok sinirlenmek ve bunun yüzünden belli olması.
Nevri dönmek:
Çok öfkelenmek, sinirlenip kızmak ve bu sebeple rengi değişmek.
Neye uğradığını bilememek:
Beklenmedik bir durumla karşılaşıp hiçbir şey yapamamak, şaşırıp kalmak.
Nispet vermek :
Onu üzecek şekilde gösteriş yapmak.
Niyet etmek:
Bir şeyi yapmayı zihninde tasarlamak, düşünmek.
Niyeti bozuk:
Kötü bir davranışta bulunması beklenen, kötülük düşündüğü sezilen.
Noktası noktasına :
Tastamam,tamamen anlamında.
Noktası noktasına:
Tastamam, eksiksiz, tamamen, birbiriyle tıpatıp aynı.
Not düşmek:
Yazılı metnin bulunduğu sayfanın bir köşesine, konuyla ilgili birkaç cümle yazmak.
Notunu vermek:
Kıymetini tespit etmek, ne nitelikte bir kişi olduğu konusunda kanıya varmak.
Nuh der peygamber demez:
Son derece inatçıdır, düşüncelerini bir türlü değiştirmez, söylediklerinde ve inançlarında direnir.
Nuh gemisi :
Her çeşit insanın toplandığı yer anlamında.
Nuh Nebi'den kalma:
Çok eski modası geçmiş, köhnemiş (eşya, bina). "Nuh Nebi'den kalma bir koltukta oturuyordu."
Nuh nebiden kalma :
Çok eskiden kalma.
Numara yapmak:
Bir hareketi yalandan yapmak, bir şeyi gerçekmiş gibi söyleyerek karşısındakini aldatmak.
Nur topu:
Gürbüz, sağlıklı, çok güzel ve temiz çocuklar için söylenir.
Nur yüzlü :
Temiz yüzlü kimse.
Nutku tutulmak :
Üzüntüden ve korkudan konuşamamak.
Nutku tutulmak:
Korkudan, üzüntüden, heyecandan konuşamaz olmak.