Faka basmak : Güç duruma düşmek .
Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak.
Falcı değilim ya : Ben olacağı bilemem anlamında .
Falso vermek: Açık vermek veya kusurlu bir durumu olmak, kusuru açığa çıkmak.
Fare düşse başı yarılır :Bir yerin yoksulluğunu anlatmak için kullanılır.
Fareler cirit oynamak: Bir yer ıssız olmak, kimseler bulunmamak.
Farfara : Ağzında sır tutamayan kimse .
Farkına varmak: Gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek.
Fasulye gibi kendini nimetten saymak : Kendine olduğundan fazla değer vermek .
Felce uğramak: 1. Bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması. 2. Hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak.
Feleğin çemberinden geçmek: Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.
Feleğin çemberinden geçmiş : Tecrübeli,bilmiş .
Felekten bir gün çalmak : Eğlenceli bir gün geçirmek.
Fellik fellik aramak: Telâşla, hemen her köşeye bakarak heyecanla aramak.
Felsefe yapmak: Olayların sebep ve sonuçları üzerine kendince birtakım soyut düşünceler ileri sürmek.
Fena etmek: Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.
Fener alayı: Bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri.
Feragat sahibi: Gönlü tok, özveri gösterebilen, fedakârlık yapabilen.
Ferman dinlememek: Kural, yasa, söz dinlememek; hiçbir yerden buyruk almamak.
Fermanlı deli: Deli olduğu herkesçe bilinen, zır deli.
Fesat kumkuması : Hep kötülük düşünen kimse.
Fesat kumkuması: Tamamiyle kötülük düşünen, insanları birbirine düşürecek işler yapan, ortalığı karıştıran.
Fikir almak: Birinin düşüncesinden yararlanmak.
Fikir vermek: 1. Bir konuda düşüncesini bildirmek. 2. Bir konuda yol gösterici bilgi edinmek.
Fikir yürütmek: Bir konu üzerinde kendi düşüncesini söylemek, tahminlerde bulunmak.
Fincancı katırlarını ürkütmek : Kötü niyetli kişileri ürkütecek hareketlerde bulunmak .
Fink atmak: Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada oynayıp zıplamak.
Fiskos etmek: Birilerinin bulunduğu bir yerde birkaç kişi gizlice ve alçak sesle konuşmak.
Fitil almak : Öfkeyle parlamak.
Fitne sokmak: İnsanları birbirine düşürecek, aralarını bozacak davranışta bulunmak, sözler sarf etmek.
Fiyat biçmek: Bir şeyin değerini belirlemek, para karşılığını tespit etmek.
Fiyat kırmak: Fiyatı birilerinin verdiğinden az vermek, fiyatı düşürmek.
Fiyatı dondurmak: Fiyatın yükselmesini önlemek, fiyatların olduğu gibi kalmasını sağlamak.
Fıldır fıldır aramak : Israrla ve telaşla aramak .
Fırıldak çevirmek: Düzen kurmak, hileli iş görmek.
Fırın süpürgesi : Zayıf,uzun boylu kimse .
Fırsat düşkünü: Çıkar sağlamak, kötülük yapmak için fırsat kollayan kimse.
Fol yok yumurta yok : Herhangi bir sebep veya ilişki bulunmaması .
Fol yok yumurta yok: Ortada (bir konu ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşmek.
Fondip yapmak: İçeceği bir dikişte, bir solukta içmek.
Fora etmek: Açmak, çözmek.
Formül bulmak: Bir çözüm, işi çözümleyecek çıkar yol bulmak.
Forsu kalmamak: Sözü geçmez olmak; bir konuda saygınlığı, gücü kalmamak.
Forsu kırılmak : İtibar ve onuru sarsılmak .
Foyası meydana çıkmak: Yalanı, dolanı, hilesi, kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak.
Fukara babası : Fakirleri kollayan kimse.
Funda demir etmek: Demir atma komutu vermek.
Fütur getirmek : Umutsuzluğa ve çaresizliğe düşmek.